7 Şubat 2012 Salı

Vazgeçtim...

dar geliyor artık bana bu yollar, bu sokaklar,
gördüğüm hep aynı yüzler
hem şair de dememiş mi zaten
bir yerde herkes aynıysa orada kimse yoktur diye...
yapayalnızım bu hacmen büyük ama hükmen mağlup şehirde
insan yaşlandıkça mı yalnızlaşıyor
yoksa yalnız mı yaşlanıyor bilemiyorum
ama ben sonunda vazgeçiyorum
vazgeçiyorum bu şehrin sokaklarından,
barlarından, kafelerinden, restoranlarından ve plajlarından...
Yok olmak zamanı şimdi...
Arkama bakmadan gitmek zamanı şimdi..
Gittiğim yol bana neler hazırlar bilemem
denemeden de bunu öğrenemem biliyorum
ama ben vazgeçiyorum ve gidiyorum..
Geride de kokumu bırakıyorum bu şehirde
koklamasını bilenin tanıyacağı kokumu...

Fonda sezen dinliyorum ve gidiyorum
onunda dediği gibi bütün aşkları küçücük yüreğime sığdırdım
bu şehrin kokusunu üzerimde taşıyorum
yeni başlangıçlar bırakıyorum ardımdakilere
ve bir kendim, bir ben gidiyorum...
Vazgeçiyorum...


2 Şubat 2012 Perşembe

Kelimeler...



sustum..
kelimelerden kuleler yaptım
içimde büyüttüm hepsini
teker teker kustum...
önce ayrılık döküldü dudaklarımdan
daha sonra da özlemler...
Yine de yükselmeye devam etti kuleler
Her giden kelimenin yerini bir sürü kelime aldı çünkü..
Ben kustukça çoğaldılar...

sustum...
söyleyecek çok şeyim vardı
yokmuş gibi davrandım
içimde birikti nefretler, hayal kırıklıkları...
sessiz çığlıklar savurdum gök yüzüne
fayda etmedi..
içimde büyümeye devam etti kelimeler...

Şimdi kelime kusuyorum yerli yersiz etrafa
kulelerimi yıkmak için uğraşıyorum
ama faydasız...
her giden kelime bir yenisini bırakıyor yerine
nedenler, nasıllar, niçinler
büyüyorlar ve çoğalıyorlar içimde...
Boğazımda düğümleniyor bir kaçı da
adeta gitmemek için savaş veriyorlar içimde
nefesimi kesene kadar sıkıyorlar boğazımı

Ne yapacağımı bilemiyorum...
Sussam mı konuşsam mı bilemiyorum... 
Aslında kime ne söylemem gerektiğini de bilemiyorum..
Bazen "boş ver sadece sen ağzını aç nasıl olsa kelimeler kendiliğinden dökülürler" diyorum
ama onu da yapamıyorum..

Ne zaman konuşmaya kalksam yutkunuyorum
geri kaçıyor boğazımdan kelimeler
Sallanıyor kelimelerden yaptığım kuleler
Önce artçılar başlıyor
Daha sonrada depremler oluyor
Yine de yıkılmıyor kuleler
Çünkü o kadar sıkı sarılmışlar ki "Umut" denen o kelimeye
Yıkılmıyorlar..

1 Şubat 2012 Çarşamba

İçimdeki Şeytan

evet kesinlikle eminim ki içimde bir şeytan yaşıyor
sanırım onunla aramızda sadece çok ince bir çizgi var
her an beni ele geçirebilir
bunu hissedebiliyorum...

Ne zaman etrafımda sevdiğim biri hapşırsa içimdeki şeytan benden önce "geber" diyor
tabi ben ona kulak asmayıp sıradan bir tebessümle "çok yaşa" diyorum.

Otobüse bindiğim zamanlarda birisi inmek için kapıya yanaştığında araba henüz tam durmadan içimdeki şeytan "onu aşağı it" diyor.
O saniyelerde içimde mutluluk hormonu salgılanıyor
sanki ben o kişiyi aşağı itsem özgürlüğüme kavuşacağım
yada bulutlara erişeceğim
işte öyle bir his yaşıyorum o saniyelerde
ama tabi ki şeytana uymayıp kafamı başka taraflara çeviriyorum hemen.
Ben gideceğim yere varana kadar bu böyle devam ediyor
İneceğim an tam otobüs yavaşlamaya başladığı an bu sefer de içimdeki şeytan "kendini at"diyor.
Bir kaç saniye süren mutluluk hormonları salgılama olayından sonra kontrolü ele geçiriyorum ve gayet sakin bir şekilde kimseye fark ettirmeden otobüsten inip yoluma devam ediyorum.

Aynı duygular geçtiğim köprülerde, üst geçitlerde, balkonda ve benzeri yüksek yerlerde gelip gitmeye devam ediyor. İntihar denen o incecik çizgiyi geçmemek için içimde büyük savaşlar veriyorum. İçimdeki şeytan sürekli kulağıma bir şeyler fısıldıyor ne yaparsam yapayım susturamıyorum o lanet olasıca sesi.

O kadar yüzsüz bir şeytan ki bu ne kovmaktan anlıyor ne kulağımı tıkamaktan. Çoğu zaman o yokmuş gibi davranıyorum ama o bıkmadan usanmadan benimle konuşmaya devam ediyor. Özellikle de elime bir bıçak aldığımda onu orada bulunan birine yada kendime saplamam için dürtüp duruyor. Sanki o saniyelerde o olayı içimde yaşatıyor ve huzur bulmamı sağlıyor.

Beni kandırmak için elinden gelen her şeyi kullanıyor ama ben direnmeye devam ediyorum. Bakalım kim kimi ele geçirecek çok merak ediyorum...

28 Ocak 2012 Cumartesi

Yollardayımm...

12 - 01 - 2012   01:15

Bütün çaresizliğim ve ben
attık kendimizi yollara
Kırılganlıklarımı ve
Umutsuzluklarımı koydum yalnızca valizime.
Sadece bir kez dönüp arkama baktım.
O da bıraktıklarımı son kez hafızama kazımak için...
Her yeri beyazların kapladığı yollardan geçip gittik.
Oysa ne kadar çok istemiştim o beyazlara karışmayı.

Tek pencereli evleri izledim kirli camımdan
İçlerindeki sıcaklığı hayal ettim
gözlerimi kapatıp...
Yerdeki sofrayı,
etrafında oturan iki küçük kızı,
annelerini ve babalarını hayal ettim.
Sobanın üzerinde pişen kestane kokusu geldi bir an burnuma,
yada ben öyle sandım...

Simsiyahtı gökyüzü yol ilerleyip giderken...
gözlerimi kapattım ve sonsuz siyahlığa uğurladım kendimi
el salladım arkamdan
hoşça kal dedim sadece hoşça kal...

7 Ocak 2012 Cumartesi

Kirli Islak Pencerem



ben insanları pencereden seyretmeyi severim
aralarına karışamam
korkarım..

kirli camımın arkasından bakarım mutluluklarına
korkularını görürüm en ufak şeylerden bile
rüzgarın uçurduğu kuru bir yapraktan belki
belki de hızla gelen bir arabanın altında kalmaktan
yada sevgi isteyen bir kedinin verdiği sıcaklıktan...

ne zaman yağmur yağsa koşuşan insanları izlerim
ıslak kirli camımın arkasından
yağmura inat el ele gezen çiftleri izlerim yüzümdeki tebessümle
kedilerin çöp kutularına sığınışına üzülürüm ve
hızla geçen arabaların arkasından küfür eden insanlara gülerim

ben insanları pencereden izlemeyi severim
kalp kırıklıklarını görürüm yüzlerinde
çaresizliklerine uzaktan şahit olurum
ama aralarına karışamam korkarım

korkarım onları izlediğimi bilmelerinden
perdenin arkasına saklanırım görmesinler diye

yağmurun cama vuruşunu izlerim zaman zaman
her kayan damlayı takip ederim gözlerimle
gözlerimi cama dayayıp damlalarla yarıştırırım göz yaşlarımı
bazen yağmur kazanır bu yarışı bazen de ben...

ben insanları kirli ıslak camımdan seyretmeyi severim
terk edilmişliklerini,
korkularını,
şaşkınlıklarını,
üzüntülerini
ve
mutluluklarını görürüm
ama onlar beni göremezler...
çünkü ben onlar için sadece kirli camımdan damlayan bir yağmur tanesiyim
belki de yarışı kazanan bir göz yaşı damlası...

25 Aralık 2011 Pazar

23 Aralık 2011 Cuma

Dur demesin kimse bana Gidiyorum...

Topladım yüreğimin bavullarını...
Gidiyorum..
Sanmasınlar bağırıp çağıracağımı,
isyanlar edeceğimi,
Söyledim zaten söyleyeceklerimi,
Susarak gidiyorum...
Ne bir ümidim kaldı bu aşktan yana,
Nede sabrım.
Aklımın biletlerini aldım
Gidiyorum...