1 Şubat 2012 Çarşamba

İçimdeki Şeytan

evet kesinlikle eminim ki içimde bir şeytan yaşıyor
sanırım onunla aramızda sadece çok ince bir çizgi var
her an beni ele geçirebilir
bunu hissedebiliyorum...

Ne zaman etrafımda sevdiğim biri hapşırsa içimdeki şeytan benden önce "geber" diyor
tabi ben ona kulak asmayıp sıradan bir tebessümle "çok yaşa" diyorum.

Otobüse bindiğim zamanlarda birisi inmek için kapıya yanaştığında araba henüz tam durmadan içimdeki şeytan "onu aşağı it" diyor.
O saniyelerde içimde mutluluk hormonu salgılanıyor
sanki ben o kişiyi aşağı itsem özgürlüğüme kavuşacağım
yada bulutlara erişeceğim
işte öyle bir his yaşıyorum o saniyelerde
ama tabi ki şeytana uymayıp kafamı başka taraflara çeviriyorum hemen.
Ben gideceğim yere varana kadar bu böyle devam ediyor
İneceğim an tam otobüs yavaşlamaya başladığı an bu sefer de içimdeki şeytan "kendini at"diyor.
Bir kaç saniye süren mutluluk hormonları salgılama olayından sonra kontrolü ele geçiriyorum ve gayet sakin bir şekilde kimseye fark ettirmeden otobüsten inip yoluma devam ediyorum.

Aynı duygular geçtiğim köprülerde, üst geçitlerde, balkonda ve benzeri yüksek yerlerde gelip gitmeye devam ediyor. İntihar denen o incecik çizgiyi geçmemek için içimde büyük savaşlar veriyorum. İçimdeki şeytan sürekli kulağıma bir şeyler fısıldıyor ne yaparsam yapayım susturamıyorum o lanet olasıca sesi.

O kadar yüzsüz bir şeytan ki bu ne kovmaktan anlıyor ne kulağımı tıkamaktan. Çoğu zaman o yokmuş gibi davranıyorum ama o bıkmadan usanmadan benimle konuşmaya devam ediyor. Özellikle de elime bir bıçak aldığımda onu orada bulunan birine yada kendime saplamam için dürtüp duruyor. Sanki o saniyelerde o olayı içimde yaşatıyor ve huzur bulmamı sağlıyor.

Beni kandırmak için elinden gelen her şeyi kullanıyor ama ben direnmeye devam ediyorum. Bakalım kim kimi ele geçirecek çok merak ediyorum...

28 Ocak 2012 Cumartesi

Yollardayımm...

12 - 01 - 2012   01:15

Bütün çaresizliğim ve ben
attık kendimizi yollara
Kırılganlıklarımı ve
Umutsuzluklarımı koydum yalnızca valizime.
Sadece bir kez dönüp arkama baktım.
O da bıraktıklarımı son kez hafızama kazımak için...
Her yeri beyazların kapladığı yollardan geçip gittik.
Oysa ne kadar çok istemiştim o beyazlara karışmayı.

Tek pencereli evleri izledim kirli camımdan
İçlerindeki sıcaklığı hayal ettim
gözlerimi kapatıp...
Yerdeki sofrayı,
etrafında oturan iki küçük kızı,
annelerini ve babalarını hayal ettim.
Sobanın üzerinde pişen kestane kokusu geldi bir an burnuma,
yada ben öyle sandım...

Simsiyahtı gökyüzü yol ilerleyip giderken...
gözlerimi kapattım ve sonsuz siyahlığa uğurladım kendimi
el salladım arkamdan
hoşça kal dedim sadece hoşça kal...

7 Ocak 2012 Cumartesi

Kirli Islak Pencerem



ben insanları pencereden seyretmeyi severim
aralarına karışamam
korkarım..

kirli camımın arkasından bakarım mutluluklarına
korkularını görürüm en ufak şeylerden bile
rüzgarın uçurduğu kuru bir yapraktan belki
belki de hızla gelen bir arabanın altında kalmaktan
yada sevgi isteyen bir kedinin verdiği sıcaklıktan...

ne zaman yağmur yağsa koşuşan insanları izlerim
ıslak kirli camımın arkasından
yağmura inat el ele gezen çiftleri izlerim yüzümdeki tebessümle
kedilerin çöp kutularına sığınışına üzülürüm ve
hızla geçen arabaların arkasından küfür eden insanlara gülerim

ben insanları pencereden izlemeyi severim
kalp kırıklıklarını görürüm yüzlerinde
çaresizliklerine uzaktan şahit olurum
ama aralarına karışamam korkarım

korkarım onları izlediğimi bilmelerinden
perdenin arkasına saklanırım görmesinler diye

yağmurun cama vuruşunu izlerim zaman zaman
her kayan damlayı takip ederim gözlerimle
gözlerimi cama dayayıp damlalarla yarıştırırım göz yaşlarımı
bazen yağmur kazanır bu yarışı bazen de ben...

ben insanları kirli ıslak camımdan seyretmeyi severim
terk edilmişliklerini,
korkularını,
şaşkınlıklarını,
üzüntülerini
ve
mutluluklarını görürüm
ama onlar beni göremezler...
çünkü ben onlar için sadece kirli camımdan damlayan bir yağmur tanesiyim
belki de yarışı kazanan bir göz yaşı damlası...

25 Aralık 2011 Pazar

23 Aralık 2011 Cuma

Dur demesin kimse bana Gidiyorum...

Topladım yüreğimin bavullarını...
Gidiyorum..
Sanmasınlar bağırıp çağıracağımı,
isyanlar edeceğimi,
Söyledim zaten söyleyeceklerimi,
Susarak gidiyorum...
Ne bir ümidim kaldı bu aşktan yana,
Nede sabrım.
Aklımın biletlerini aldım
Gidiyorum...

16 Aralık 2011 Cuma

....

hatırlıyor musun?
bana kızdığın zaman ne yaparsın? diye sormuştun.
ben de sana kapıyı kilitler sinirim geçene kadar da dışarı çıkmam demiştim.

İşte şimdi kapılarımı kapattım sana, ne kadar çalarsan çal açmayacağım...

Biz Seninle Hiç...

bizim hiç seninle yan yana fotoğrafımız olmadı...
sahilden denize hiç taş atamadık seninle...
kumsalda boylu boyunca uzanıp yıldızları izleyemedik...
uçurtma uçuramadık rüzgara karşı...
sarılamadık birbirimize hiç doya doya...
gözlerimizin içine bakarak uykuya dalamadık...
yemek yapamadık birbirimize...
dizlerine başımı hiç koyamadım...
saçlarımı okşayıp kulağıma aşk sözleri fısıldamadın...
biz seninle hiç yağmurda ıslanmadık...
seni seviyorum demedik birbirimize...
dans edemedik hüzünlü bir şarkı eşliğinde...
ağlayamadık izlediğimiz filmlerin sonunda...

biz seninle hiç "BİZ" olamadık...