8 Aralık 2011 Perşembe

Tahammül edemiyorum

-Beş dakikaya geliyorum deyip, yarım saat sonra gelenlere.
-Seni seviyorum deyip, ilk fırsatta aldatanlara.
-Yalandan hoşlanmam deyip, her iki lafından biri yalan olanlara.
-Gördüğü her kızı yatağa atmaya çalışanlara.
-Kendisini çok bilmiş sanıp ona buna akıl vermeye çalışanlara.
-İki selam verdin diye üzerinde hak iddia etmeye çalışanlara.
-Hiç bir şeyden memnun olmayanlara.
-Sürekli şikayet edenlere.
-Hayat tarzını eleştirenlere.
-Dışına bakıp seni bir kalıba sokmaya çalışanlara.
-Kendinden başka kimseyi sevmeyenlere...

TAHAMMÜL EDEMİYORUM!!!


19 Kasım 2011 Cumartesi

SUS...

hayat çok garip..
ne yazabileceğim bir aşk var ortada ne de susmam için bir sebep.
sus diyorum yine de kendime sus!
paragraf aralarında sakla acılarını ama sus!
her suskunluğun gidişlere sebep oldu
ama yine de sus diyorum kendime sus!
ne gidenleri bekledim, ne de beni bulmalarını istedim
sus dedim yine de kendime giden gitsin sen sus sadece!
düşün düşlerimden, aklımdan, hayallerimden düşün!
ne konuşacak gücüm var ne de kafamı kaldıracak..
siz de susun ve gidin!
kalplerinizi de alıp götürün bende bırakmayın!
kafamdaki seslere hiçbiriniz cevap olamadınız
olamazsınız...
anlasanıza!
yazdığım her yazının satır aralarında haykırıyorum acılarımı..
anlasanıza!
susuyorum sadece..
yaz diyorum kendime!
o kadar çok konuşan var ki bari sen sus!
sus diyorum kendime..
sadece gözlerini kapat ve sus!
mavi düşler kur kendine..
sus...

25 Ekim 2011 Salı

ahh



ah ne kadar da safmışız her seni seviyorum diyene inanmışız
ah nasıl da duygularımızı gerçeklerin önüne siper etmişiz
yanlış olduğunu bile bile
ah ne çok incinmişiz ne çok parçalanmış kalbimiz
ah nasılda nefret etmişiz kendimizden
hataları kendimizde görmüşüz
mutluluklarımızı ertelemişiz başkaları için
ah nasılda parçalara ayrılmışız her gidenin ardından
geri dönmeyeceklerini bile bile
ah nasıl da aynaya her bakışımızda kendimizin istediğini değilde
olmamız istenilen olmaya çalışmışız
ah nasıl da yaralarımıza merhem olanları değilde
tuz basanları başımıza taç yapmışız
acı çekmemizi görmezden gelenlere
kalbimizin kapılarını açmışız...

24 Ekim 2011 Pazartesi

a world without man


Geçen akşam 6 civarı çarşıdan eve dönüyordum. Bir ara fark ettim ki her yeri erkekler işgal etmiş. Bütün restoranlarda, cafelerde, mağazalarda ve kaldırımlarda erkekler vardı. Kendimi hapishanede yürüyor gibi hissettim. Sanki uzun bir zaman kadın görmemişler gibi bakıyorlardı yüzüme. Bir anda far ettim ki o an birisi ağzımı kapatıp beni karanlık bir tarafa çekse gören diğer erkekler bana değil de onla yardım ederlerdi sanırım. O kadar aç bakıyorlardı, ki resmen gözleriyle tecavüz ettiler. Her zaman kendimden emin başım dik yürüyen ben başımı öne eğdim sırf o bakışları görmemek için. Alanya gibi bir turizm bölgesinde bir kadın böyle hissedebiliyorsa şehirlerde ki kadınların halini düşündüm bir an. Her gün iş yerlerinde, otobüslerde hatta sokaklarda tacize uğradıklarını düşündüm. Fark ettim ki gerçekten de kadının adı yok. Dünyadaki suç oranlarını düşünürsek eğer, bana göre %90 erkekler sebep oluyorlar. Tecavüz ediyorlar, hırsızlık yapıyorlar, darp ediyorlar, işkence yapıyorlar, kendilerinden başka hiç bir canlıya saygı göstermiyorlar. Kısacası dünyayı erkekler mahvediyorlar. Her zaman Tanrının en büyük pişmanlığının insanlığı yaratması olduğunu düşünmüştüm ama şimdi erkekleri yaratması olduğunu düşünüyorum. Çünkü dünyanın bu halde olmasının tek sebebi onlar. Bütün kötülüklerin baş rolünde erkekler var. Bu yazdıklarımdan feminist olduğum anlaşıla bilir yada öyleymişim gibi algılana bilir ama değilim. Sadece gözlemlerimi dile getiriyorum.

Neden akşam 6 da bile korka korka evime gidiyorum? Neden erkeklerin gözleriyle tecavüzüne maruz kalıyorum. Ve neden bu üstünlük taslama olayı? Sen beyninin yerini farklı yerinle değiştirdin diye bu onu her gördüğün boşluğa sokabileceksin hakkını mı veriyor? Ya da her gördüğün mini etekli tecavüzü mü hak ediyor? Sen kendine hakim olamıyorsan bunun suçunu ne cüretle başkasına atabilirsin ki?
Hiç bir zaman anlayamayacağım erkeklerin zihniyetlerini, bunun başlıca sebebi de beynimin olması gereken yerde duruyor olması sanırım...

22 Ekim 2011 Cumartesi

Karmaşa...

yazmaya başlamak
başlamak ama başaramamak
başaramamak çabalamak
çabalamak etkili olmak
etkili olmak yada olmamak
olmamak hiç birşey olamamak
olamamak olmaya çabalamak
olmaya çabalamak sıkılmak
sıkılmak ama yinede sıkılmaya devam etmek
devam etmek katlanmak
katlanmak ve katlandıkça dibe batmak
dibe batmak ama bir türlü yukarı çıkamamak
çıkamamak belkide çıkmak için uğraşmamak
uğraşmamak herşeyi ayağına beklemek
beklemek birşeylerin olmasını istemek
istemek kendini avutmak
kendini avutmak bir şeye inanmak
inanmak herkesi dürüst sanmak
dürüst sanmak kendini aptal yerine koymak
aptal yerine koymak iyilikden anlamamak
anlamamak dünyayı yaşanmaz bir hale getirmek
getirmek ama öbür tarafa hiç birşey götürememek
götürememek sadece kendini kandırmak
kandırmak ve karşılığında dürüstlük beklemek
beklemek gelmeyeceğini bile bile beklemek
beklemek zaman geçsin diye saniyeleri saymak
saymak ama rakamlardan nefret etmek
nefret etmek kendin bile
kendinden bile sevgi beklemek
beklemek olmayacağını bile bile
bile bile yine de sevmek
sevmek anlık mutluluklar yaşamak
yaşamak bir gün öleceğini bilerek
bilerek o günün gelmesini istemek
istemek daha çok istemek
istemek sonsuzluğu dilemek
dilemek Tanrının varlığına inanmak
inanmak olacakları engelleyememek
engelleyememek ve olmaması için hiç bir şey yapmamak
yapmamak, yaşayamamak,istemek,beklemek ve ölmek....



Pembe Mezarlık



Affet bu gece ölmek istedim
Pembe bir mezarlık olmak istedim
Karanlığı elimle bölmek istedim
Seni çok özledim...

Çok istedim bu gece kendimi asmak
Ellerimle kendi mezarımı kazmak
Elimden gelen oturup evimde
Sana şarkılar yazmak...

7 Ekim 2011 Cuma

Yeterrr...

Bazen öyle bir an geliyor ki "yeterrrrrrr" diye çığlık atasım geliyor. Sanki dünyayı sırtımda taşıyormuşum gibi hissediyorum böyle zamanlarda.

Her sabah bari bugün iyi bir şeyler olsun hayatımda diye uyanıyorum. Ama gün içinde bakıyorum ki hiç bir şeyin olacağı yok. Bari kendim bir şeyler yapayım hayatımda bir hareket, bir değişiklik olsun diyorum. Onu da elime yüzüme bulaştırıyorum.

Şu an tek istediğim çekip gidebilmek. Neresi olursa fark etmez insanlıktan uzak bir yer olsa yeter benim için. Telefonumu kapatayım, her şeyi herkesi sileyim hatta öyle bir şey olsun ki hafızam silinsin istiyorum. Kimseyi tanımayayım sanki yeni doğmuşum gibi tertemiz olsun ruhum.

Yada yok olayım bir anda. Hiç kimsenin hayatına girmemiş, hiç var olmamış olayım istiyorum. Bir güç olsa yada bir mucize beni zaman çizgisinden silse, yok etse keşke. Kimsenin hayatında bulunmamış, kimseyi üzmemiş, kimse tarafından sevilmemiş ve nefret edilmemiş olmak istiyorum. Evet tam da bunu istiyorum.
Varlığımı kabul etmesin kimse, herkes beni görmezden gelsin, yokmuşum gibi davransın ben de yok olayım...